Perşembe, Mart 16, 2006

Gündüz bahar, gece kış...

16 Mat 2006.. Çok ilginç bir gündü. Öğlen yemeğine giderken güneşin pişirmesi sonucu çıkardığım ceket, akşam ise yağan kardan korunmamı sağlıyordu.

Önceki gece oysa ki her şey daha güzeldi. Dolunay öncesi ayın o son halini görüp, berrak gökyüzündeki bulutlara bakmıştım. Ertesi gün dolunayı beklerken, lapa yağan karı görmek ilginçti. Zaten hep aynıdır.. Birşeyi çok istersin.. Herşey yolunda gidiyo görünür. Ama son anda herşey değişiverir....

Perşembe, Şubat 16, 2006

Gün olur alır başımı giderim....

Gün olur alır başımı giderim,
Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda,
Şu ada senin, bu ada benim,
Yelkovan kuşlarının peşisıra...

Bu şarkının dilime takıldığı, soğuk, umutsuz, mutsuz Ankara günlerinden birinde, telefonum çaldı. Arayan kişi beni Dubai yakınlarındaki şirketlerinde çalışmaya davet ediyordu. Sanki birileri benim sıkıntımı yukardan bi yerden görmüş, bana ufak bir kıyak geçmek istemişti.

Fakat bazı sebeblerden dolayı buradayım hala. Ve şu anda yan odanın penceresinden yüzüme vuran parlak güneş, günün yavaş yavaş tükendiğini işaret ediyor....

Pazar, Ocak 22, 2006

........

Her şey güzeldir. Uzaktan seyredersin baştan, hep samimi ve içten görünür, öyle de davranır. Zamanla yakınlaşırsın, yakınında biri olarak kabul edersin ve masum bir şekilde kabul edersin sempatisini ve en geri dönülmez noktasına gelirsin olayın; inanırsın... Neden, çünkü her daim yanındadır, hep seninle ilgilenir, haftlarca bozuk olan cep telefonunu şans eseri 20-30 saniye açtıın anda o arar. Yolda onu düşünüp yürürken karşına çıkar. Sen de inanırsın artık birşeyler olduğuna ki artık inanmamak yada yoksaymak söz konusu bile olamaz, çünkü bu işaretler, ancak filmlerde gördüğün aşkın küçük mucizelerini hatırlatır. Ama kendini mantık sınırları içine geri çektiğin zaman görürsün bazı şeylerin aslında hiç göründüğü gibi olmadığını. Eldekileri bir araya getirirsin, ne kadar şansın olduğunu tartarsın onun gözünde. İşte o zaman yüzün buruşur, kaşların çatılır ve biraz daha votka koyarsın bardağına bir öncekini yuvarladıktan sonra. Çünkü teoride hep senin yanında olan, ve senin uzay boşluğundaki “hayal” adlı gezegeninde yaşayan bu insan, pratikte aslında hiç senin yanında olmamıştır, aksine nefretinle boğmak istediğin hemcinslerinle beraber gitmiştir, entrikalar çevirmiştir..Bunu kabul edersin, ve ona bi şekilde anlatıp hislerini, kendi sessizliğine çekilirsin.. Zaman geçer yine karşına çıkar. Ve senin yanında olma sebebini sana yardım etmek, seni içindeki yokluktan kurtarmak olduğunu söyler. O noktadaki durumun, yarışın son 20 metresinde sakatlanıp olduğu yere yığılan bir koşucu gibidir. O 20 metreyi de koşsa zaten bir daha umrunda bile olmayacak geride kalanlar. Onun gözünde yardıma muhtaç bir insan olmuşsundur çünkü hep, bunun ötesine geçememişsindir. Ve bunu onun ağzından öğrenmek bu son 20 metrede, anlatılamaz bir acı nöbetidir hayatında. Şimdi mesele, bütün bu hayal kırıklığını kabul etmektir. Ama kabul etmek fiili nasıl gerçekleşir? Suskun bi şekilde gün batımını izleyerek mi, ya da herkese bi ders vererek mi ?......................

Pazartesi, Ocak 02, 2006

Yılbaşı sendromu....

Yılbaşı yaklaşır, heyecan artar. Sanki yılbaşından sonra herşey çok güzel olacakmış gibi... Herşeyin aynı olduğunu görmek, pek de uzun sürmez aslında. Pazartesi sabahı ve aynı rutin..

Gerçi değişen en belirgin şey olarak, işi gösterebilirim. 1-2 güne kadar bu iş saçmalığından kurtuluyorum, sabır sonuç verdi, mutlu gibiyim..

Perşembe, Aralık 29, 2005

Ne zaman adam oluruz ?...

Genel kullanıma açık tuvaletlerin lavabolarında ki eğer bahsedilen tuvalet bir devlet dairesinde ise, çoraplarımızı çıkarıp ayak yıkamaya çalışmadığımız zaman adam olabilme ihtimalimiz var (ihtimalimiz var sadece).




Pazartesi, Aralık 12, 2005

Proje...

Yürütülen bir kurumsal projenin, ekip olarak, yani bütün bilgisayarlarıyla, çalışanlarıyla, sunucularıyla, network switch' leriyle, nasıl bir lokasyondan diğerine taşınacağı konusunda, geçtiğimiz hafta boyunca inanılmaz tecrübeler edindim. Yaklaşık 25 bilgisayara çeşitli program kurulumlarıyla veritabanı ayarlamaları yaptım. Bu bilgisayarlar, tek bir yerde olmadığı gibi üstlerinde daha önceden yapılmış kurulumlar da homojen bir yapıya sahip değildi. Gurur duyulacak bir iş değil kesinlikle, aksine böyle bir işe nasıl bulaştığımı düşünüyorum son günlerde. Hedeflerim farklıydı, ki hala öyle.

Yılbaşından sonra işler nasıl değişir bilemem..

Pazartesi, Aralık 05, 2005

msn bağlantı problemi.


Ofisteki bilgisayarım Win2000 ve üzerinde yüklü olan msn sürüm 7.0 . Uzun bir süredir hesabıma ofisten ulaşamıyordum. Sebebini de birilerinin makinemdeki msn' i sabote etmesi zannediyordum çünkü evden msn' e bağlanırken hiç problem yaşamıyordum.

Lakin anladım ki hotmail hesabım 2 mb' lık limitini aşmış ve bu yüzden ofisteki konfigurasyon üzerinde problem çıkarıyor. Hızlı bir müdahaleden sonra nihayet msn online....